9 Şubat 2016 Salı

Çıkma vakti geldi!

Kendimizi öyle rahat hissederiz ki o alanın içinde. Güvenliyiz, fazla yorulmamıza, yorum yapmamıza, düşünmemize gerek olmayan sıradan, bizi körelten dahası , bunların olduğunu fark etmemizi engelleyen bir ego ile beraber yaşadığımız, iç içe olduğumuz   KONFOR alanı.
Orada öyle rahatız ki. Egomuz bizi bu alanda tutmaya çalışır , hatta burada tutmak için elinden geleni yapar. Bir çoğumuz bu konfor alanının rahatlığına kendimizi o kadar kaptırırız ki, bu alanın ne kadar sıkıcı, monoton ve eziyet alanı olduğunu göremeyiz.
Madem bu kadar kötü bir alan neden inatla bu alanda kalmaya devam ediyoruz? Bu alanın dışına çıkarsak ne ile karşılaşacağız? Bu alanın dışına çıkanlara neler oluyor?
Bir düşünelim şimdi. Hergün sabah kalkıyorsunuz, istediğiniz her şeyi yiyiyorsunuz, Spor yapmıyorsunuz, yeni birileri ile tanışmıyorsunuz, mevcut kişilerle görüşüp her gün aynı şeyleri konuşup, aynı dizileri seyrediyorsunuz, hiç bir kitap okumuyorsunuz. Ama bunları yapmakta istiyorsunuz, fakat egonuz sürekli boşver, bugun de ye yarın yemezsin diyor, yarın spor yaparsın, başka kişilerle tanışıp napacaksın gibi birçok şey söylüyor. Bir de çevrenizde sağlıklı beslenen, spor yapan, yeni insanlarla tanışan, kendini sürekli geliştiren insanlar var diyelim. İşte bu insanlar konfor alanının dışına çıkmayı başaran insanlardır.
Yani konfor alanından dışarıya doğru bir adım atmak gelişme alanımızdır. Bununla birlikte konfor alanının dışına çıkabilmek  cesaret ister ve gelişme alanına geçebilen insanlar başarılı insanlardır. Kişilerin ve kurumların gelişmesini sağlayan bu alandır. 
Eğer gelişmek istiyorsanız, fark yaratmak, başarılı olmak, kendinizi gerçekleştirmek istiyorsanız, hadi biraz cesaret , atın adımınızı ve çıkın konfor alanının dışına. İnanın orada kendinizi çok daha cesur, mutlu ve özgür hissedebileceksiniz. Çünkü orada gerçek SİZ varsınız.



1 Şubat 2016 Pazartesi

Kendinize Sormanız Gereken İlk Soru

Hepimizin içinde cevaplarını bildiği halde, kendine sormaya korktuğu sorular vardır. Aslında bu sorular ve içindeki cevaplardır hayatımızı değiştiren.Dibine kadar yaşamayı istiyorsanız, yaşamınızın sorumluluğunu almak istiyorsanız , bu soruları kendinize sormaya ve cevaplarını da vermeye başlamalısınız.Siz soruları sordukça, cevapları verdikçe, yaşamınız da değişmeye başlayacaktır.
İnsanın kendisine sorması gereken en önemli soru "Ben ne istiyorum?". Çevrenizdeki insanlara bir sorun ne hayatta ne istiyorsun veya hedefin ne? Bilemiyorum acaba bu sorulara kaç kişi cevap verin. Hatta arkadaşlarınıza bunları yazın, kağıda dökün deseniz acaba kaç kişi kelimeleri kağıda yazabilir. Alice Harikalar Diyarında ki hikaye de Alice tavşan ile beraber yol ayrımına gelir ve tavşana sorar,
-Hangi yoldan gideceğiz?
Tavşan cevap verir:
-Gideceğin yeri bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok.

Hepimiz için bu böyledir. Zaman zaman yol ayrımına geliriz ve karar verirken gideceğimiz yeri bilmiyorsan seçtiğimiz yolun bir önemi yoktur.
Düşünün bir taksiye biniyorsunuz, şoför soruyor:
-Nereye?
Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, henüz karar vermediyseniz,
-Biraz gezelim, siz beni bir yerlere götürün, diye cevap verir misiniz?

Hayatta böyle işte, eğer varacak bir yeriniz, bir hedefiniz yoksa, savrulur gidersiniz. Sonuçda belki memnun kalırsınız, belki de kalmazsınız, buna da kader dersiniz.

Doğru veya yanlış cevap diye bir şey yoktur, herkesin doğrusu kendi içindeki cevaptır yada herkesin cevabı kendi içindeki doğrudur::)

Yaşam koçunuz olarak şimdi size bu ilk soruyu tekrar soruyorum.

"Tam olarak ne istiyorsunuz?"


30 Ocak 2016 Cumartesi

EĞER

Eğer


Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,

ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde ‘dayan’ diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir
Ve dahası
sen bir İNSAN olursun oğlum…

Yıllar önce galiba 1987-88  bu şiiri ilk okuduğumda çok beğenmiştim. Hatta  o kadar etkilenmiştim ki, şiiri bir kağıda yazıp, odamda çalışma masamın duvarına asmıştım. Her sabah, her akşam gelip giderken, ders çalışırken yıllarca bu kağıttaki yazılanları okudum. O kadar bilinçaltıma işlediki , ne zaman hayatta zorluklarla karşılassam, ne zaman birisi veya birileri tarafından haksızlığa uğrasam, ne zaman düşsem hep bu satırlar aklıma geldi ve tekrar ayağa kalkmayı başardım.
İnsanız hepimizin hayatında çok zor günler olmuştur, zorluklarla mücadele etmişizdir. Bununla beraber kimimiz düştüğü yerde kalır, kimimizde düştüğü yerden kalkar ve yoluna devam eder. İşte bende her zaman kaldığım yerden yoluma devam etmişimdir. Nedir  benim yoluma devam etmeme sebep olan, inançlarım, hayata olumlu bakışım ve biliçaltıma işlemiş olan bu şiir. Çünkü ne zaman olumsuz birşey yaşasam hep aklıma "kendinde dayan diyen bir iradeden başka bir güç kalmadığı zaman dayan"  satırları gelir.
Yıllar sonra anladımki, aslında farkında olmadan bu sevdiğim şiiri bir kağıda yazıp, odamın duvarına asınca kendimi görsel, işitsel,dokunsal temsil sistemleri ile uyarmışım. Beynimizin işleyişine göre,   yeni birşey öğrendiğimizde nöronlar(sinir hücreleri) birbiri ile bağlantı kurar ,iletişime geçer ve bir bağ oluşur. Aynı şeyi sürekli görüp, okudukça beyinde bu konu ile ilgili oluşan bağ ,iyice kuvvetlenir  .  Ben de farkında olmadan yıllarca bu şiiri okuyarak bu bağı iyice kuvvetlendirmişim ve başıma gelen çok kötü olaylarda bile tekrar ayağa kalkabildim.




4 Ocak 2016 Pazartesi

22 Ekim 2015 Perşembe

AMAÇ VE NİYET

Hayat amacı insanın gözüne ışık getirir.

Gelecek Hayaliniz

İnanç görünmeyene inanmaktır. Görünmeyene inanırsanız başkalarının görmediklerini görürsünüz.

Değerleriniz

İnsanın hayatla ilgili hedeflerinin olması gerekir.

Nereye gittiğini bilmiyorsn hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yok.

Hedefler
TATMİN
ORTAK
MANTIKLI
BELİRGİN NET TANIMLI
ULAŞILABİLİR
LİMİTLERİN BELLİ OLMASI ZAMAN PARA

Yıldızlara dokunamazsınız ama karanlıkta ışık tutar.

Başlamak için mükemmel olmak zorunda değilsiniz.
Ama mükemmel olmak için başlamak zorundasınız.

Yapabileceklerinize sınır koyan zihindir!Sınırları kaldırın!

Hayatınızın değişmesini istiyorsanız bunu yapacak tek kişi SİZsiniz.
Bir çoğumuzun hedefi vardır. En önemlisi varmak istediğinizi belirlemeniz ve buna niyetlenmeniz çok önemli.

Zirveye çıkmaya karar verdiniz.
Büyük hayaller kurarak başladınız.
Sonuna gitmek için karar verdiğini yola çıktınız.
Birileri size "Hayır" dedi. Bir sürü kişi size geri çevirdi.
Motivasyonunuz düştü.
Yaptığınız şeyi bırakmayı veya olmayacağını düşündünüz.

DURUN!

Kendinizi toparlayın.
Ayağa kalkın ve tekrar başlayın.
Yaptığınız şeyi asla bırakmayın.
Hayallerinizden ASLA vazgeçmeyin.
Kendinizi geliştirin.
Gülümseyin, mutlu olun.
Başladığınız işi bitirmiş olacaksınız.